• Chihayafuru - 22



    Buyurun buradan yakın! Bizler de Chihaya gibi her maçta yeni bir ders alıyoruz... tamam ama yetmedi mi artık bu kadar ineklemek. Azıcık da tadını çıkarsak ve Chihaya ile birlikte sevindirik olsak çok mu? Bir tarafta Chihaya'dan anında nefret etmeye başlayan eski Queen, diğer tarafta bu Queen'in maçlarını izleyerek büyümüş ve ona hürmetle yaklaşan Chihaya. Bir noktaya kadar iyi giden maçın kaderi ne kadar çabuk değişti öyle?!

    Eski Queen'in bölümün ilk yarısındaki karamsar tavırlarıyla empati kurmamız isteniyordu sanırım. Nasıl ki Chihaya tam da o karamsarlık anlarında darbeyi indirmek için gaza geldiyse ben de aynı şekilde motive olmuştum. Sporda empati diye bir şey yoktur, kim iyiyse o kazanır. Kim daha çok isterse o hak eder. Hele ki karşında Eye of the Tiger varken (Bayat bir espriydi ama bu seri ne yapsa etkili oluyor) ne kadar saldırırsan saldır sonunda kaybedersin. Ama olmadı işte...

    Kendini beğenmiş delikanlıyla girilen iddia sonucu Chihaya'nın kafayı kazıtması gerekiyor. Tabii ki böyle bir şey gerçekleşmeyecek lakin mutlaka gelecek bölümde bu konunun bahsi açılmalı.
    Şiir aşığı Kanade'nin okuyucu olma ihtimali de sanki biraz işlenecek gibi görünüyor. Öte yandan bitime yalnızca 3 bölüm kalmış ve serinin yapması gereken tonla iş birikmişken içimden bir ses 2. sezonun sanki saman altından yürütüldüğünü ya da bu sezonun 25. bölümle bitmeyeceğini söylüyor. MAL ve aniDB serinin bitiş tarihini açıklamamışlar, ANN ise yalnızca 25 bölüm süreceğini yazmış. Umut fakirin ekmeği hesabı, 26. bölümün olup olmayacağını görmek için 3 hafta daha beklemek gerekiyor sanırım.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi