• Chihayafuru - 13



    Verilen Noel + yılbaşı arasından sonra takip ettiğim güncel serileri yeniden izleyebilmek ilaç gibi geldi (Mirai Nikki'yi de Guilty Crown gibi 2 haftada bir yazmaya karar verdim, tabii yılbaşı arasını hesaplamamıştım). Chihayafuru'nun bildiğimiz ve öğrenmeye aç olduğumuz özellikleriyle hiç istifini bozmadan devam etmesi ise daha bir güzel oldu.

    Ulusal şampiyonayı ne kadar hızlı gelindiyse o kadar da hızlı gidilecek gibi. Chihaya'nın bayılması, Arata'nın gelişi, Tsutomu'nun ilk galibiyeti senaryoyu geliştirmek için minik adımlar atarken Arata'nın geçmişine odaklı bir bölümü daha geride bırakıyoruz. Dedesine büyük bir sevgiyle bağlı bu delikanlının turnuvanın düzenlendiği binaya giden yolu bilmeyişinden başlayıp kıvrak bir manevrayla serinin esas oğlanı (Chihaya'ya ilham verdiği için) ve onun neden karuta oyunundan uzak kaldığını izliyoruz.

    Daha önce sadece finaline şahit olduğumuz sekansı genişletip, altını besleyip, üstüne bir de dramatik hava katınca Arata'nın karakter inşası tastamam bir hale geliyor. Chihaya'ya verdiği gözdağı/müjde ise sanki hemen bir gün sonra düzenlenecek kişisel turnuvada gerçekleşmeyecekmiş gibi görünüyor. Galiba bizim takımın ulusal şampiyonaya bir dahaki dönüşü serinin kapanışına rast getirilecek. Tabii animenin bu arada Chihaya uğruna Arata vs. Taichi düellosunda nasıl bir yol takip edeceğini hala tahmin etmek oldukça güç.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi