• Chihayafuru - 11




    Basmakalıp dating sim türevlerini cümlenin en başındaki kelimeden de anlaşılacağı üzere büyük bir ön yargıyla bir kenara itersem, senenin en cana yakın romantizm animesine hoşgeldin demekte bir sakınca görmüyorum. Bir şekilde yazmaktan hep kaçındığım ve hep bir falsosunu aradığım (ki var 1-2 tane) Chihayafuru şimdiye kadarki 11 bölümünde adeta "dozunda tutma" dersi veriyor.

    Yönetmenliğini Nana gibi aşmış gitmiş bir romantizm animesini ve Aoi Bungaku'daki ilk 4 bölümü yönetmiş Asaka Morio'nun, senaristliğini ise Supernatural ilk 13 bölümün senaristliğini yapmış Takayama Naoya'nın üstlendikleri Chihayafuru ne ikinci bir Nana olma derdinde ne de... (Yok, zaten Aoi Bungaku ve Supernatural örneklerini en başından vermemek lazımdı galiba)

    Aksini beklemezdim ama seri o kadar iyi yönetiliyor ki... Chihaya, Taichi ve Arata'nın kısa pantolonla gezdikleri ve arkadaşlıklarının temelinin atıldığı çocukluk yıllarında -muhtemel- romantizmle ilgili ipuçları da belirmeye başlıyor. Ablasına hayranlık duymak dışında hiçbir amacı olmayan Chihaya'nın hayatına Arata'nın girişiyle birlikte bu güzelim serimiz karuta oyunu etrafında şekilleniyor.

    Karuta'yı anlatmak hem zor hem kolay. Alt tarafı biri şiirlerden mısralar okurken iki oyuncu önlerindeki kartları bir an evvel bitirmeye çalışıyorlar... diyebilirim. Fakat serinin senaryosu o kadar yerinde bir tempoyla ilerliyor ki oyunu çeşitlendiren sayısız parametreleri bölümler içinde öğreniyoruz ve öğrenmeye devam ediyoruz. Elbette bu güzelim senaryo gelişimini tamamlayan usta işi yönetim sayesinde ne kurallardan bıkıyoruz ne de onları unutacak kadar ara veriyoruz.

    Böyle orta yerden yazmaya başlayınca aslında ne kadar çok şey söylenebileceğini görüp şimdiye dek yazmadığıma hayıflanıyorum. Neyse, geç olsun güç olmasın. Ulusal şampiyonadan devam ederiz...

    2 Görüş:

    1. Sonunda yazmaya karar vermen güzel oldu bunu :)

      Çok hoş seri gerçekten. Ödüllü bir manga Chihayafuru ve bunu bozmayacak şekilde dediğin gibi güzel yönetiliyor. Türü ölçüsünde gerekeni karşılıyor. Her sezon böyle nitelikli bir tane olsun diye umut ederim ve bunu görünce ''çok şükür'' dedim.

      Özellikle benim gibi kimono görünce dayanamayan biri için Chihaya ve kreasyonu ayrı güzel. Kimonolar için Kanade karakterini özellikle takdir ediyorum. Serinin bu yönünü de söylemeden geçmek istemem :)

      YanıtlaSil
    2. Her tarafta bayraktarlığını yaptığım Un-Go'ya da bir şans ver o halde :) Sezon beklediğimden kötü çıkınca sinekten yağ çıkarmaya başladım. Chihayafuru'dan hiçbir beklentim olmadığından (hatta daha yayınlanmadan, 0-12 yaş grubuna hitap eden kart oyunlarına benzettiğimden) beni bayağı şaşırtmayı başardı. Üstelik Nana gibi uzun soluklu olmayacağı için sanki romantizm o kadar da ağır bas(a)mayacakmış gibime geliyor.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi