• Moyashimon



    Bakterileri, mikropları, mikro organizmaları vb. görme ve onlarla iletişim kurma yetisine sahip Tadayasu Sawaki'nin ziraat fakültesindeki ilk yılını anlatan anlatan Moyashimon yarı komedi, yarı belgesel tadında bir anime. Yan karakterlerin komedi yükünü üstlendikleri ve ender de olsa bunu başardıkları bölümlerin bitimindeyse mikropların anlatıcı rolüne büründükleri küçük bir tiyatro bizi karşılıyor. Bu tiyatro sırasında bölüm boyunca bahsi geçen hastalık, mikrop türü, enfeksiyon gibi bilimsel konular neşeli bir animasyon aracılığıyla öğretiliyor.

    Moyashimon'un klasik anlamda bildiğimiz bir konusu yok. Bölümler arasında bir olay örgüsü veya kadroda yeterli bir karakter gelişimi hiç düşünülmemiş. noitaminA kuşağının bir diğer 11 bölüme sıkışmışlık öyküsü gibi görünen animenin yalnızca izlenirken belli bir değere sahip olduğundan bahsetmek mümkün. Animasyonun gerçekten tat verdiği, seslendirmelerin oldukça başarılı sayılabileceği Moyashimon amiyane tabirle "öylesine takılan" bir yapım.


    Bu takılma süreci çok da kötü değil. Özellikle kampüsteki festival bölümleri oldukça eğlenceli. Animasyon kalitesinin de sıradanın biraz üstünde seyrettiğini ve olmayan konusunu düşünürsek Moyashimon'un keyifli bir vakit geçirme aracı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun da ötesine geçme gibi bir derdi yok. Tabii sake yapımı, mayalandırma işlemi, mikropların üreme özellikleri, dünyanın farklı bölgelerine has yemeklerin neler barındırdıkları gibi bilgilere meraklıysanız Moyashimon harika bir animeye dönüşebilir ama genel izleyici profilini göz önüne aldığımızda vasat bir seyirliği aşamadığı bir gerçek.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi