• Steins;Gate - 17



    Geçen hafta ölen karakterler arasında bir çeşit denge olabileceğini tartışmıştık. Kesinlikle bir denge olduğuna inanıyorum. Mayushi'nin 13 Ağustos, saat 20:00'da ölmesine başka birinin hayatta kalması neden oluyor. Bu kişi Suzuha olabilirdi ama bölüm başındaki çabucak anlatımla bu teori de suya düştü. Okarin'in gönderdiği son D-Mail ile Mayushi sadece 1 gün kazanmış oluyor. Yine kırılamayan döngüyü bozmak isteyen Okarin de Feyris'ten başlayarak diğer D-Mail göndericilerine ulaşmaya çalışıyor.

    Okarin'in her yaptığını geri çevirmesi fikrine bayıldım. Bu zamana kadarki bölümlerde Steins;Gate dünyasına ait dinamiklere vakıf olmuştuk: D-Mail nedir, time-leap neyi değiştirir, IBN 5100 neye yarar vb. Bu dinamikler sayesinde seri boyunca birçok problemle, heyecanlı anla karşılaştık. Şimdiyse önümüzde yeni bir amaç bulunuyor.

    Okarin'in Feyris "durağı" beklediğimden kısa sürdü. Durak, deme nedenim gelecek hafta da sıranın Ruka'ya geleceğini düşünmemden dolayı. Aslında tüm bu sorunlara yol açanın, Mayushi'yi öldürenin kendisi ve ilk attığı D-Mail olduğunu anlayana kadar Okarin çaresizce şansını deneyecekmiş gibime geliyor.

    Feyris'in, o D-Mail'i babasını kurtarmak için atacağı kimin aklına gelirdi? Babasına karşı olan tutkusuyla ilgili çok ufak 1-2 ipucu vardı sanki o bölümlerde ama daha çok içinde yaşadığı şehre olan nefretini vurgulamışlardı. İlginç bir manevrayla moe kaplı şehirden teknolojiyle yaşayan şehre geçiş yaptılar. Bana göre yapımcılar, Feyris'in babasını ölümden döndürmek için attığı D-Mail ile akabinde gelen IBN 5100 gelişmesini çok iyi kotarmışlar.

    İki hafta üst üste dramatik yanları kuvvetli bölümler izledikten sonra işin bilim kurgu tarafının biraz zayıfladığı aşikar. Dediğim gibi Okarin gelecek hafta(larda) da Ruka'nın D-Mail'inin peşinden koşturursa bu ayarda bir bölüm daha izleyebiliriz.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi