• Steins;Gate - 10



    Seriye dair benim kafam iyice karışmaya başladı, galiba her bölümü iki kere izlemem gerekiyor çünkü her bölüm sonunda çok saçma sorular sorarken buluyorum kendimi. Geçmişe mesaj göndermek için IBN5100 gerekmiyor mu? Geçen bölümde Ruka mesaj attığında bu bilgisayar kaybolmuştu. Demek ki gerekmiyormuş zira bu bölümde Okarin yine "acaba mesaj atsam mı" diye düşünüyordu. Daru, CERN kodlarını çözmek için IBN5100'ü kullanıyordu. Zaten bildiğiniz şeyleri yazıyorum belki ama ben unuttuğum için hiç değilse kaynak göstersin dedim.

    Geçen hafta Ruka mesaj attığında bir değişiklik olmamıştı. Hala erkekti ve 16 yıl önceki hamile annesine sebze yedirerek cinsiyetini değiştirmeyi ummuştu. Sonra Feyris mesaj attı ve şehrin tamamı değişerek bölüm kapanmıştı. Bu hafta görüyoruz ki Ruka'nın cinsiyeti değişmiş ve eskiden beri de bir kızmış... Ne?! Kendi mesajıyla değil, Feyris'in mesajıyla cinsiyeti değişmiş yani. Neyse, Feyris'in nasıl bir mesaj attığını tam olarak bilmediğimizden şimdilik üstüne gitmek yersiz ama Okarin'in hatunu "yokladığı" sahneyi hangi sivri zekalı yazdı allasen?! Bu kadar kötü ve seriden alakasız bir sahne çekilir mi! Ertesi gün de hiçbir şey olmamış gibi tekrar takılıyorlardı. Neyse...

    Bölümde böyle yanlış yönetim performansları olsa bile dikkatimi çeken 3 önemli detay vardı.
    1- İlk bölümde gördüğümüz, binaya düşen uyduyu bölümün ilk dakikalarında gördük ama bölüm sonuna doğru herkes yemeğe oturmuşken uydu orada yoktu. Yine de binada bıraktığı hasar duruyordu. Binadaki hasar olmasa noktaları kolaylıkla birleştirip "bu gerçeklikte uydu hiç düşmemiş" diyebilirdim ama galiba kelebek etkisinin bir başka tezahürünü yapmak istediler ya da tamamen bilinçli bir hamle olsun diye çalıştılar.
    2- Babasının katılacağı toplantıdan bahseden Suzuha'dan ve aynı toplantıya gidemeyen Daru'dan yola çıkarak Daru aslında Suzuha'nın babası olabilir mi?
    3- Mevcut karakterler içinde bir döngü yaratılmasını bekliyordum ama şu bizim ünlü John Titor acaba Daru mu?
    Ekstra- Daru ne zaman bu kadar önemli bir karakter oldu?!

    Okarin'in ilk kez küçükken ateşli bir hastalık geçirdiğinde Reading Steiner belirtilerinin ortaya çıktığını ve Makise'nin bu kadar gıcık takılmasına rağmen Okarin'den biraz hoşlandığını gördük, bir de Okarin'in birileri tarafından gözetlendiğini. Seri kafamı karıştırmaya devam ediyor ve yakın zamanda bir es verip şimdiye kadarki bilinmezleri (en azından bir kısmını) açıklamazsa benim için iyice çorbaya dönecek. Yanlış anlamayın animeye kötü falan demiyorum lakin arap saçına dönmesine ramak kaldı.

    1 Görüş:

    1. animedyum belki ilerki bölümlerde bütün soru işaretleri kafandan silinmiştir. Tam olarak bilmiyorum çünkü ilk 12 bölümü izledim :D
      Fakat 1-2 şeyi açıklayayım :) Kafanın karışması doğal karışık seri. Ben ard arda izledim bölümleri çok hoşuma gitti.
      Öncelikle IBN 5100 SERN'deki Z-programı çözmek için gerekliydi. Yoksa D-mail ler ile alakası yoktu. Zaten bunun kanıtı 1.bölümde Okarin'nin yolladı mesaj sonrası değişen olaylar. Yani Okarin daha IBN 5100 nedir bilmezken geçmişe mesaj yolladı.
      Ruka konusuna gelince. Ruka mesajı yolladıktan sonra Okarin kontrol yapmıyor ki! Sadece üst bölgeye bakıp değişiklik yok diyor. Yani "flat" bölge :D Onun dışında Mayuri zaten Ruka'ya kız gibi davranıyor. Makise ise durumu hiç bilmiyor bile. Çünkü o durum ile alakalı kısmı D-mail yollandıktan sonra unuttu, zaman çizgisi değişti. Kısaca aslında Feyris'in mesajı ile bağlantılı değil, cinsiyet durumu(bence). Ruka'nın mesajı işe yaradı ve cinsiyet değişimini onaylayacak senin dediğin gibi sapık olay başka bölüme yani bu bölüme saklandı. Japonların ahlak anlayışı farklı sorun yok :P Ruka'nın da gözü Okarin'd zati ehuehueh :P
      Bence en ilginç kısım ise hafızalar değişsede tam olarak olmuyor bu olay. Yani Makise'ye durumu anlatınca loto olayını bildiği gibi Ruka mesajı yolladıktan sonra da loto olayını unutmadı. Etkileyen kısımlar harici Makise ve diğerlerinin bilgileri halen saklı. Çok harika bir kurgu ile ilerliyor.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi