• AnoHana - 8



    "İlerleyen bölümlerde Menma'nın annesiyle bizim tayfa arasında bir tatsızlık yaşanabilir. Göz yaşı ve bağırma sunan sert sahnelere şimdiden hazırlıklı olmalıyız." demişim geçen hafta, bu kadar çabuk geleceğini inanın beklemiyordum. Bu anime uğraştı, didindi ve sonunda beni de ağlatmayı başardı lakin o kadar bozmuş ki psikolojimi gözümden yaş süzülürken bir yandan da kahkaha atıyordum. Büyük finaline yakışır biçimde sert bir bölümdü.

    Finalden tabii ki bahsetmeyeceğim ama zamanlamanın mükemmel ayarlandığını söylemem gerek. Serinin bitimine -maalesef- 3 bölüm kalmışken kapanış sürecinin başlaması yerinde bir karar. 11 bölümlük serilerin anlatım temposu olarak bu seriden çıkarmaları gereken çok ders var.

    Menma'nın annesinin verdiği tepki sizi bilmem ama bana o kadar gerçekçi göründü ki. Hiç süslenmemiş, yumuşatılmamış ve kızının ölümünü kabullenmek istemeyen bir tepkiydi. Annesinin isyanı sırasında odaya giren Menma'nın kardeşi bölümün ilerleyen dakikalarında ailesinin bakış açısını yansıtırken aklıma bir şey takıldı: Ölen kişinin ardında kalanlar nasıl hisseder? Belli ki küçük kardeş kendini dışlanmış hissediyor. Hala Menma'yı yad eden annesinin kendisine ilgi göstermemesinden, hala her gün kızını anmasından şikayetçi. Hmm, aynı dışlanma duygusunu Jinta dışında kalan Super Peace Busters grubu üyeleri de taşımıyorlar mı?

    Bölüm boyunca Menma'nın annesinin, Anaru'nun ve son olarak da Yukiatsu'nun patlamaları bunu gösteriyor. Jinta haricindeki herkes hala o günün acılarını içlerinde hissediyorlar. Anaru hala Jinta'ya aşık ve kazanın yaşandığı gün hissettikleri yüzünden kendinden nefret ediyor. Yukiatsu hala Menma'ya aşık ve onu çaldığı için Jinta'dan nefret ediyor. Jinta ise nihayet "büyümeye" başlıyor.

    Şimdiye kadar karakterlerin içinde, yaşamına devam edemeyen tek kişinin Jinta olduğundan bahsetmiştim. Herkes bir şekilde kazayı kalbine gömmüş ama unutmamış bir şekilde yaşamını sürdürüyordu. Jinta ise serinin ilk bölümünden itibaren değişmeye başladı ve nihayet bu bölümde tırnaklarının altı temizlenirken kendini koyuverdi. Jinta en sonunda büyümeye başladı. Diğerlerinin hayatlarını o günden başlayarak değiştiren Menma'nın ölümü en sonunda bu bölümde Jinta'nın hayatına etki etti. Kapanışa başlamak için muhteşem zamanlama derken bunu kastediyordum.

    Menma'nın dileği konusunda da Jinta'nın annesinin bir ilgisi olabileceğini düşünüyorum. Menma'nın o gün sadece Jinta'ya haber vermeden diğerlerini araması bana bunu hissettiriyor. Yine de sıkılmadan bir kez daha tekrarlamakta fayda var ki dileğin hiçbir önemi yok. Fakat serinin bu gizemi hala açık etmemesi onun hanesine bir artı daha yazılmasına yetiyor.

    2 Görüş:

    1. Tamamen katılıyorum şu yazdıklarına. Ben de ağlamanın eşiğinden döndüm bayağı. Konuyu işleyişi, ilerleyişi ve belki benim için en önemlisi karakterlerin iç dünyalarını, duygularını yansıtışı açısından daha bitmeden gördüğüm en realistik animelerin başını çekmeye aday oldu. Ve ondan bahsettin mi bilmiyorum ama bu animenin açılışı da içeriği kadar etkiliyor beni. Tam anlamıyla "cup oturmuş" bir açılış olmuş, orası bile duygulandırıyor beni.
      Yazıların için teşekkürler.

      YanıtlaSil
    2. OP'yi gelecek haftanın klibi yapmaya karar verdiğim sırada pişti olmuşuz :) Hem OP hem de özellikle sahne akarken çalmaya başlan ED'yi ileri sarmadan her hafta dinliyorum.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi