• Steins;Gate - 7



    Bir süre zemin hazırlamakla uğraştıkları zaman yolculuğu nihayet geldi. Mikrodalganın nasıl yapıldığını henüz anlatmadılar ama nasıl işlediğini bu hafta görüyoruz. Muz deneylerinden sıkılan Okarin'in nihayet gerçek bir deneyle zamanı kırdığını izliyoruz. Piyangoda kazanan üçüncü numarayı geçmişe gönderen -kendi tabiriyle- çılgın bilim adamı etrafındakilerin bu deneyi hatırlamadıkları bir zamana geçiş yaptı. Peki herkesin geçmişi değişirken neden sadece Okarin'in hafızası yerinde kaldı?

    Bunu bilemiyoruz ama benim tahminim Okarin'in aktif rolü üstlenmesinden yana. Mesajı atan ve geçmişi değiştirmek isteyen kişi kendisi olduğu için yarattığı yeni dünya çizgisinin başlangıcı kendisi. Biraz karmaşık oldu farkındayım ama işte aynı kelimeler üstünde ip atlamaktan öteye de gidemiyorum. Sözün özü Okarin geçmişe mesaj attı, geleceği değiştirdi ve değiştirdiği geleceği de kendisi başlattı. Kırılım yaşattığı geçmişin başlangıç noktası kendisi oldu yani. Umarım bu kez açıklayıcı olmuştur.

    Tabii benim bu güç bela tahmin anlatımıma rağmen bir de John Titor tarafından dile getirilen "The One" durumu mevcut. Yapımcılar böyle kıytırık bir yola girerlerse serinin şimdiye kadar çok uğraştığı bilimsel anlatım sekteye uğrayabilir. Okarin'in mesih görevini üstlenip geleceği değiştirmesini isteyen John Titor'un da neyin nesi olduğunu bilmiyoruz. Alt katta part-time çalışan hatunun da kimliğini bilmediğimiz gibi. Birden adamın üstüne atlayıp gözlerden çip kontrolü yapması ve bunun Okarin tarafından sorgulanmaması enteresandı. Bir dur, ne iş falan de, değil mi?

    Gerçi ilk bölümlerde çok sıkıldığım bu yapıya artık alıştım. Çok ciddi bir konuşma sırasında bile Daru'nun bel altı esprileri, Okarin'in ukalaca laf sokmaları artık komik bile gelmeye başladı. Demek zaman yolculuğu yapmak gerekiyormuş... diye bir espriyle bitirsem serinin tavrına ne kadar ayak uydurduğum belli olur mu?

    2 Görüş:

    1. John Titor 2000'li yılarda çeşitli forumlarda 2036 yılından geldiğini savunan bir amerikalı, steins gate de onun anlattıklarından esinlenmiş bir anime, ben bu Titor hikayesinin gerçekliğine inanmıyorum ama böyle şeylere de bakmak eğlenceli oluyor.

      Steins Gate şimdilik favorim sezonluk animelerden,
      tutturu!!!

      YanıtlaSil
    2. Herkes o lafa bayılıyor ya :)
      Ben de kızın seiyuusuna, daha doğrusu sesine gıcığım ama inadına sezondaki 3 animede birden çalışıyor. Yine de tutturu!

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi