• Durarara!! - 25



    Peace Reigns Over the Land

    İlk OVA nasıl serinin ilk yarısıyla çok örtüşük bir yapıda çekilmiş, sürekli kurguyla oynanarak güzel bir seyirlik çıkarmışsa ikinci OVA da bunun tam aksini yaparak bir bakım serinin ikinci yarısının devamı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla iki OVA'yı da ardından geldikleri bölümlerle incelemek lazım. Yapımcılar kafaya takmışlar herhalde istikrar kelimesini, başarılı yaptıklarını aynen devam ettirdikleri gibi sıkıntıdan patlattıkları bölümleri de aynen devam ettiriyorlar. 25. bölüm de serinin ikinci yarısında olduğu gibi kendini tekrar ediyor ve hoş bir seyirlikten öteye gidemiyor.

    Shizuo'nun kardeşinin sunduğu bir tv programında Ikebukuro'nun en yakışan çiftini bulmaya çalışıyorlar. Mikado ile Anri hala birbirlerine açılamıyorlar, Shizuo ile Izaya hala kavga etmekle meşguller. Simon yine en önemli anlarda tek hamleyle iyiler adına savaşıyor, minibüs tayfası hala minibüslerinde oturuyor, Celty yine motoruna atlayıp olay yerine intikal ediyor, doktor hala Celty'i acayip sevmekle meşgul oluyor... falan da filan. Shizuo'nun tabelalarla kum niyetine yerden asfalt kaldırıp Izaya'ya fırlatması haricinde çok aklımda kalan bir sahnesi olmadı.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi