• Trigun the Movie - Badlands Rumble



    Dünyaca ünlü haydut Gasback'in Macca Kenti'ne bir ziyarette bulunup soygun yapacağı dedikodusu her tarafı sarmıştır. Gasback'in kellesi için konan parayı cebe indirmeye hevesli bir sürü kelle avcısı da kente doluşur. 20 yıl önceki banka soygunu önce Vash the Stampede tarafından engellenen, akabinde de kendi çete üyelerinden kazığı yiyen Gasback büyük vurguna gelmektedir. Belediye başkanının heykeli Milly ve Meryl'in şirketi tarafından sigortalandığı için onlar da kente giriş yapar ve bara uğradıkları ilk gecede eski dostları Vash karşılarına çıkar. Peki tüm bu kadronun içinde Amelia'nın ne işi vardır ve Gasback'i yakalamayı neden bu kadar çok istemektedir?


    Nicholas Wolfwood'un süper ötesi karizma silahı, aniden patlak veren ve vahşi batıyı aratmayan bar kavgası ile kentteki "ilginç" fabrika dışında benim aklımda kalacak fazla sahne barındırmayan film 1998'de çekilmiş serinin hayranlarına özel bir lütuf niteliği taşıyor. Ben seriyi izlemediğim için hakkında hiçbir şey bilmeden izlemeye başladım. Vash'ın komik bir serseri olduğundan ve kafasına konan 60 milyar dolarlık ödülden haberim vardı ama bunlar dışında hiçbir beklentim yoktu. Dolayısıyla sadece film üzerinden bir eleştiriye gidecek olursam ahım şahım bir numarası bulunmadığını, seyirlik bir aksiyon olduğunu söyleyebilirim. Bazı zorlama senaryo satırları dışında kusurdan sayılamayacak, eğlenceli, tam popcorn bir film.


    Çizimler bekleneceği üzere kusursuz. Damga vuran bir müzik performansından bahsedemesek de seslendirmeler yerinde ve hiç sırıtmıyor. Yan karakterlerin kullanım süreleri yine filme değer katan unsurlar. Lakin Vash o kadar az görünüyor, üstüne üstlük göründüğü zamanlarda da başrole yakışacak kadar sahneyi dolduramıyor. Bunu çok garipsedim. Bir noktadan sonra Amelia'nın intikamına dönüşen film özellikle Vash'ın "geri dönüşü" kısmında bana çok yüksekten uçmuş gibi geldi. Finalde Gasback ile Amelia'nın karşı karşıya geldiği sahneler bende zayıf bir intiba yarattı ki 13 yıl beklemiş seyircileri düşünemiyorum.



    Trigun projesinin bir hayranıysanız bu filmi de büyük ihtimalle seversiniz ama daha önce hiçbir bölümü izlememiş olanlar "seyirlik" bir animeye hazır olsunlar. Su gibi akan temposu, nefis animasyonu ama bir o kadar sönük kalan konusuyla güzel bir aksiyon sizleri bekliyor.

    1 Görüş:

    1. Serinin seveni olarak yorumlarına katılıyorum. Trigun movie'nin çıkacağı haberi ile 1 seneyi geçkin bir süreyi heyecanla bekledim. Ama sonuç sıkıcı olmasa da vasattı.

      1. Dediğin gibi Vash'ın görünme süresi azdı. Daha çok Gasback'ı izledik.
      2. Serideki antagonistler çok daha zorlu ve acımasız idi. Gasback hafif kaldı, heyecanlandırmadı.
      3. Konu yavandı. Vash hafif bir yan quest tamamladı o kadar. Darker Than Black OVA'daki gibi serinin öncesine veya seride değinilmemiş başka bir yan quest ele alınsaydı daha fazla tatmin olacağım kesindi.

      Bir Madhouse sever olarak Madhouse'un son ürünlerinden maalesef pek tat alamıyorum.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi