• Durarara!! - 12.5



    Justice Is Slow But Sure

    DVD'den gelen özel bölüm bu. Serinin ilk yarısını neden sevdiğimi bir kez daha hatırlattı bana. Zaman atlamalarıyla iyice çarpıklaşan kurguyu ve o kurguyu güçlendiren farklı karakterleri sevmişim. İkinci 12 bölümlük süreçte bu kurgunun esamesi bile okunmuyordu, oysa ilk yarı baş döndürücü bir hızda bu tekniği uygulayarak resmen ilüzyon yapıyordu. Baccano!'yu yaratmış adamlarda bu kapasite var onu biliyorum da niye 3 koca ayı çöpe attılar onu hala anlayamıyorum.

    Bölüm bir çantanın peşinde geçiyor. Simon hariç görmeyi istediğim tüm karakterler başrolde. Hoş, bu karmaşık zaman olgusunda yine bir başrol yok ama tüm kadro eşit süre almayı başarıyor. Selty kendi kafasının peşinde, mafya bir garip hayvanın, yakuzalar paranın, Kadota ve tayfası uzaylıların, bir gariban borcundan kaçmanın peşinde. Hepsi aynı çantaya sıkıştırılmış bu istekler bölüm boyunca el değiştiriyor. Durarara!! bir kez daha rüştünü ispat ediyor ama sanki biraz geç kalınıyor. Yine de izlemeden geçmeyin efendim. Komple bir Baccano! ve ilk 12 bölümlük Durarara!!'dan sonra bir kez daha aynı tadı almanız garanti.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi