• Durarara!! - 23



    All Mixed Up

    İstikrarlı bir şekilde hiçbir işe yaramaz bölümlerle finale gelindi. Serinin ikinci yarısında yapımcıların takındığı bu tavır ve sabit hamleleri tebrik etmek (!) lazım. Şu son 3 ayda çekilen bölümlerden 1 tanesi bile diğerlerinden farklı değil benim için. Tamamen zaman geçirmeye yönelik, ne konuyu ne de karakterleri geliştiren bölümlerle seri önümüzdeki hafta sonlanıyor. Bu kadar kötü idare edilen bir projeye uzun zamandır rastlamamıştık herhalde. İlk 12 bölümde harika bir atmosfer, -muhtemel- derinlikli karakterler yarattıktan sonra aynı çayın 11. demini içirmeye çalıştılar.

    Bölümle ilgili tek sevindirici haber Shizuo'nun geri dönmesiydi. Yediği onca kurşundan sonra bir şekilde Shinra'nın evine geldi ve tedavi oldu. Celty bu sırada Mikado'ya nihayet Kida ve Anri ile ilgili gerçeği açıkladı da bu saçma sapan gizemden yakamızı kurtarabildik. Izaya kendi oyuncaklarıyla yine oynadı. Simon son bir umutla Kida'yı durdurmaya çalıştı ama nafile. Kida gidip Yellow Scarves ile yüzleşti ve o da nihayet kız arkadaşını sakat bırakanların gerçek kimliklerini öğrenebildi. Ondan sonrası çete içi hesaplaşma, silah çekme, kafaya demir çubuk indirme vs. derken Celty gelip üç arkadaşı kurtarmasıyla bitiverdi.

    Artık final bölümünü bile merak etmiyorum. Üç arkadaş birbirine açılacaktır ve aralarındaki düşmanlık, husumet, kıskançlık sona erip serinin ilk yarısındaki kanki moda döneceklerdir. Ya da bunların hiçbiri olmayıp hepsi birbirini gırtlaklayacaktır. Hiç ilgimi çekmiyor, bitse de kurtulsam bir an önce. Simon'u hiç tanımaz ama bu kadar ön planda görürken, Kadota ve üç arkadaşı hakkında minicik birer bilgiye sahipken, serinin ikinci yarısında peydahlanan ve açılış jeneriğinde hâlâ görünen ama iki bölüm hariç seride hiç var olmayan polisin ne işe yaradığını merak ederken seri sonlanıyor. Neden final bölümünü merak edeyim?

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi