• Durarara!! - 16





    Mutual Love


    Neden bilinmez ama bölümler ilerledikçe, özellikle de 12. bölümden sonra bana sanki seride bir düşüş varmış gibi geliyor. Geçen hafta yazmaya bile üşendiğim bölümden sonra bu hafta en azından bir kıpırdanma gözüme çarptı lakin serinin rotası fena kaymış gibime geldi. Rotayı aslında hiçbir zaman bilmiyorduk. Hep acaba "asıl konu ne?" diye düşündüren seri gücünü belki de buradan, yani bilinmezliğinden alıyordu. Teori üretip üzerinde düşünmek ve içlerinden hangisinin tutacağını merakla beklemek serinin bana verdiği en büyük keyifti. Şimdi işler aydınlanmaya, seri bir düzene sokulunca açıkçası hiç içime sindiremedim. Anri gibi bir karakterden başrol mü olur?!

    Öğrendik ki Slasher (asıl tabiriyle Saika) diye çıkartılan yan konudan asıl kazançlı çıkan Anri olacakmış çünkü Saika'nın ortaya çıkma nedeni Anri imiş. Saika'nın ne olduğuna dair kapsamlı bir anlatımı Anri'nin kapısına gelen, ismini daha önceden duyduğumuz Haruna'dan öğreniyoruz. Tereciye tere satan Haruna ve herkesi sevmesi için bir şekilde dahil etmesi gereken Saika'nın kökleri meğersem Anri'ye dayanıyormuş. Eh, hadi bunu da yemiş sayıldık. Demedi demeyin birkaç bölüme kalmaz sürekli suşi satan zenci Rus'u da eski bir mitolojiye bağlayabilirler.

    Bence ilk yarısı Baccano! ile aşık atabilecek bir seri olan Durarara!! aynı yapımcıların elinden çıkmış olmasına rağmen sıralı kurguyla pek olmadı gibi. En azından 3 haftadır olmuyor, yolunda gitmeyen bir şeyler hissediliyor. Her bölüm ittirme, zorlamaymış havasında. Senaryo sanki tv yayınına 5 dakika kala bitirilmiş gibi. Çizimler deseniz hep karanlık atmosferlerde, kırmızı gözlü insanların etrafında dönüyor. Karakterleri tanıyınca seri sanki bitti gibi. Baccano!'da karakterleri Durarara!!'daki kadar tanıma şansımız olmasa da vasati sayılacak konu enfes kurguyla birleşince bu eksiklik bizi rahatsız etmiyordu. Oysa Durarara!!'daki konu vasati, kurgu da vasati olunca karakterlerin sürekli gelişmesi gerekiyordu. Bunun aksine karakterler de yerlerinde sayınca serinin ilgi çekici özellikleri gitgide zayıflıyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi