• Durarara!! - 8





    Transient Dream


    Bu serinin formatında çok doğru işler yaptığı alanlar var. Bunlardan biri de her bölüm tek karakteri anlatıcı olarak seçip onu anlatmasının yanında diğer karakterleri asla boşlamaması, mümkün olduğu kadar onlara da yer vermesi. Selty'nin anlatıcı vazifesini üstlendiği bu bölüm müsait olduğu dakikalarda diğer karakterleri de sahneye taşıyıp geniş kadrosunu sürekli canlı tutmayı başarıyordu. Selty gibi çok özel bir karaktere geniş bir yer ayırıp onu detaylıca geliştirmesine rağmen yine bir konu etrafında diğer karakterlerini de harmanlamayı biliyordu.

    Bölümün dörtte üçlük kısmında kaybettiklerini arayan karakterlerden Mikado Anri'nin ayakkabılarını bulurken Selty de kafasını bulacağına dair umutlarını yeşertiyordu. Bu bölüme dair en sevdiğim karakter meydanda gezen kız oldu. Herkesin aradıklarını elindeki kağıta not eden kızın kendi yazdığı sayfada okuduğumuz notundan pekala bir kısa/uzun film çıkabilir. Durarara!!'nın başarısı aleladeymiş gibi sıkıştırdığı bu minicik detayları da eklemeyi düşünecek kadar olgun bir seri olmasından kaynaklanıyor.

    Selty'nin başını da nihayet bulduk. Bu dakikadan sonra geriye az sayıda bilinmez kaldı ama seri elbette ki sabırlı davranıp konusunu daha da açmayı tercih edecektir. Selty'nin başının nerede olduğunu bilsek de nasıl oraya geldiğini öğrenmeliyiz. Shinra'nın göründüğü kadar dost bir karakter olmadığını düşünmek için her türlü nedene sahibiz. Shizuo ile Izaya'nın düşmanlıkları nasıl sonlanacak? Dollars'ın ardındaki patron kim? Deneyler yapılan laboratuvarı yöneten hatun neyin peşinde? Gelecek bölümde eğer yanlış anlamadıysam anlatıcı rolünü üstlenecek bu hatun da merak ettiklerimizin bir kısmını cevaplayacaktır lakin bu cevapların da yeni soruları yanlarında getirecek olmaları serinin devamlılığını ayakta tutacaktır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi