• Durarara!! - 3





    Rampant


    Çok eğleneceğimiz bir seriyle karşı karşıyayız. Geniş karakter yelpazesini enine boyuna işleyecek ve şimdilik meçhul olan konusunu da bu karakterlerin üzerine yükleyecekmiş gibi görünen Durarara!! bu sezon takip ettiğim diğer serilerin 1 gömlek üstünde. Baccano!'nun aksine 24 bölüm çekilecek olması da konusunu noksansız anlatabilmesi açısından serinin bir avantajı.

    Artık ufaktan karakter isimlerine geçmemiz gerekiyor sanırım. Seri boyunca bu karakterleri her daim göreceğimiz anlaşıldı. Mikado Ryuugamineve onun kankası Masaomi Kida başrolleri paylaşmış gibi duruyorlar ama Stoururuson Serutei namıdiğer Azrail (Kafası olmayan motorsikletli) sanki bu serinin asıl kahramanıymış gibi ön plana çıkıyor. Bu bölümde her ne kadar saniyelik ekrana gelmiş olsa ED'nin finaline onun layık görülmesi bu tezimi şimdilik doğruluyor. Geçen bölümün kahramanı Izaya, bu bölümün anlatıcısı Rus bir zenci olan Simon ve "Barmen" olarak bilinen aşırı güçlü Shizuo şimdiye kadar görünen diğer karakterler. Bu karakterlerin birbirlerini daha önceden tanımaları ve hepsinin arasında bir husumet bulunması gelecek bölümler için şimdiden bir beklenti oluşturuyor.

    Ikebukuro'yu kendine mekan olarak seçen seri kenti de her yönüyle aktarmaya gayret etmekte. İlk iki bölümde arka sokaklara yoğunlaşırken artık gündüzlerin de pek tekin olmadığı bu bölümde vurgulandı. Bir de her haberin konuşulduğu chat ortamı var ki Japonya gibi yüksek nüfuslu bir ülkedeki iletişimin boyutlarına az da olsa ışık tutmaya çalışıyor.

    Her şey bir yana seri bize eğlence sunuyor ve bunun da üstesinden pekala gelmesini biliyor. OP içine yedirilen önceki bölüm özeti, eksiksiz animasyon ve kendini fark ettirmeyecek kadar yerinde kullanılan müzikleri, izlemesi keyif veren karakterleri, muhteşem dövüş "anları", saniyelik esprileri (Mikado'nun bu bölümde kızı kolundan tutup koştuğu sahne) Durarara!!'yı içinde olduğumuz sezonun en eğlenceli serisi yaptı bile. Bir de meraklandıracak konu eklenirse tadından yenmez olacak.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi