• Asura Cryin' - 3





    The Stained Shadow of the Light of Science


    Animedyum'daki ilk düşen seri olma özelliğini taşıyan Asura Cryin' 3. ve benim için son bölümündeki özel çabasıyla takdirlerimi kazandı. Ecchi-Mecha karışımlarına -hele ki Mecha'ya- asla tahammül edemediğim bir kenara dursun, 3. bölümü kim yönettiyse tebrik etmek istiyorum. Çorbalama dalında bir ödül varsa ben şimdiden takdim ederim kendisine. Aronofsky'nin RFAD kurgusu bu kadar mide bulandırmamıştı be!

    İkinci bölümde nerede kalmıştık? Okulda Reishirou tarafından kıstırılan Tomo ve Takatsuki ikilisi darda kalmış, Misao ortadan kaybolmuş, Tomo ayvayı yemiş, Takatsuki ise infazını bekler duruma gelmişti. Üçüncü bölümdeyse Reishirou'nun mazisine ve kullandığı mecha olan Asura Cryin'in içine bakma fırsatı buluyoruz. Lakin olayların gelişiminden bir nane anlamıyoruz. Kardeşi falan gebermiş bir teknedeyken elemanın, sonra da kardeşini mechanın içine koymuş da falan da filan da... Bunlar tam Tomo-Takatsuki ikilisiyle kapışırken anlatılıyor ki gerçekten ambale olmuş vaziyette "ne neydi yav, şu kimdi lan?!" dumurlarında takip etmeye çalışıyoruz. Kaldı ki neyi takip ettiğimizi de anlamamışken ekrana gelen cıv-cıv türdeşli efektlerle iyice beyin doluyor. Muhafızlar ile Bilim Hocası arasında bir husumet olduğunu da gördük ama iş işten geçti.

    Ecchi-Mecha-Gizem bulamacı Asura Cryin' düşmüştür.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi